Bu hafta sizlere halk arasında sosyal
fobi olarak nitelendirilen sosyal anksiyete bozukluğundan bahsetmek
istiyorum.
Sosyal fobi anksiyete bozukluğu
dediğimiz kaygı bozuklukları arasında yer alan psikiyatrik bir
bozukluktur. Genel olarak fobilerde, kişi fobisi olduğu nesne ile
karşı karşıya kaldığında inanılmaz bir kaygı duyar. Bedensel
olarak kalp çarpıntısı, nefes darlığı, elde ayakta titreme,
yüz kızarması gibi belirtilerin yanında düşünsel olarak fobi
yaratan nesneye karşı büyük bir korku geliştirmektedir.
Sosyal fobi de adından da anlaşıldığı
üzere kişinin sosyal ortamlarda bu belirttiğimiz bedensel
belirtilerle seyreden psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Kişi,
sosyal bir ortama girdiğinde, yeni biri ile tanıştığında, sunum
yapmak istediğinde bu kaygı belirtilerini yaşar. Kalp çarpıntısı,
yüzde kızarma, dilde çatallanma, konuşacağı kelimeleri unutma,
kendisini dinleyen insanlarla göz teması kuramama gibi bedensel
belirtilerin yanında “beni beğenmeyecekler, benimle dalga
geçecekler, beni eleştirecekler” gibi düşünceler geliştirir.
Bu düşünceler kişinin bedensel kaygı belirtilerini arttırarak
bütün anksiyete bozukluklarında oluşan kısır döngüye sokar.
Kişi bu bedensel belirtiler ve düşünce yapısından dolayı
sosyal ortamlara girmekten çekinir. Sunum gibi zorlayıcı
aktivitelerden kaçar. İçine kapanır.
Bu rahatsızlık utangaçlık ile
karışmaktadır. Utangaçlık bir hastalık değildir.Bir kişilik
özelliğidir. Sosyal fobi hastaların büyük kısmı kişilik
olarak utangaç kişiler oldukları düşünülse de daha önce çok
sosyal olan insanlar yaşadıkları bir psikolojik travma sonrası
sosyal anksiyete bozukluğu hastası olabilmektedirler.
Sosyal anksiyete bozukluğu bir
hastalık olduğu için ilaçlarla tedavi edilmelidir. İlaç
tedavisinin yanında hastalara bu kaygıya yönelik psikoterapi
uygulanması hastalığın tedavisinde çok büyük ilerleme
sağlanmasına neden olur.
Sizin ya da sevdiklerinizin bu tür
sosyal kaygılar yaşadığını düşünüyorsanız hiç beklemeden
bir psikiyatri uzmanına başvurun.